Çoğu insan progesteron kelimesini duyduğunda aklına hemen kadınlar, gebelik ve adet döngüsü gelir.

Fakat progesteron yalnızca kadınlara özgü bir hormon değildir.

Erkekler de progesteron üretir ve progesteron steroid hormon üretim zincirinin oldukça erken bir basamağında yer alır. Stres adaptasyonunda ve androjen üretiminde görev alan hormonlar dahil olmak üzere birçok steroid hormonun üretimiyle bağlantılıdır. Daha da önemlisi, progesteronun fizyolojik rolü yalnızca gebeliği desteklemekten çok daha geniştir.

Progesteron temel olarak adaptasyon ve strese karşı direnç hormonudur; etkileri yalnızca üreme sistemiyle sınırlı değildir, beyin, timus, tiroid, adrenal bezler ve diğer steroid hormonların üretimiyle de ilişkilidir.

Bir erkek açısından bu, progesterona tamamen farklı bir perspektiften bakmamızı sağlar.

“Bir erkeğin neden kadın hormonuna ihtiyacı olsun?” diye sormak yerine çok daha faydalı bir soru sorabiliriz:

Vücut kronik stres altındayken testosteron üretimine ne olur?

İşte progesteron tam bu noktada özellikle ilginç hâle gelir.

 

Testosteron Tek Başına Çalışmaz

Testosteron çoğu zaman endokrin sistemin geri kalanından bağımsızmış gibi değerlendirilir.

Ölçeriz.

Artırmaya çalışırız.

Ve daha yüksek testosteronun her zaman daha iyi olduğunu varsayarız.

Fakat vücut böyle çalışmaz.

Testosteron;

  • kortizol,
  • östrojen,
  • prolaktin,
  • tiroid hormonları,
  • progesteron,
  • diğer steroid hormonlar

ile bağlantılı bir ağın içinde bulunur.

Organizma kronik stres altındayken tüm steroid sistemi büyüme, onarım ve üremeden uzaklaşıp hayatta kalma ve adaptasyon yönüne kayabilir.

 

ACTH ve kortizon gibi stres hormonları progesteron üretimini baskılar ve uzun süreli stres  östrojen üretimini artırabilir.

Aynı zamanda progesteron ve testosteron sentezinin yaz aylarında artma eğiliminde olduğunu; stres ve azalan ışık maruziyetinin ise daha geniş steroid üretim ortamını olumsuz etkileyebileceğini belirtmiştir.

Bu, progesteron ile testosteron ilişkisini anlamamız için önemli bir çerçeve sunar.

Progesteron testosteronu yalnızca testisleri doğrudan uyarmak yoluyla değil, sağlıklı testosteron fizyolojisine karşı çalışan hormonal ortamı azaltarak da destekleyebilir.

Kronik Stres Altında Ne Olur?

Şöyle düşünün:

Kortizol yükselir.

Vücut daha katabolik hâle gelir.

Tiroid fonksiyonu bozulabilir.

Enerji üretiminin verimliliği düşer.

Östrojen yükselebilir.

Prolaktin yükselebilir.

Ve organizma, optimal üreme ve anabolizma durumunu korumak yerine giderek daha fazla stres etkeniyle baş etmeye odaklanır.

Progesteron bu sürece karşı vücudun savunma sistemlerinden biri olarak düşünülebilir.

Adrenal bezler progesteronu anti-stres hormonlarının üretiminde kullanabilir ve yeterli progesteron bulunduğunda vücudun potansiyel olarak zararlı düzeylerde kortizole daha az ihtiyaç duyması mümkün olabilir.

Erkeklerde progesteron fikrinin merkezinde tam olarak bu vardır.

Amaç mutlaka testosteronu zorla yükseltmek değildir amaç sağlıklı testosteron fizyolojisini baskılayan koşulları ortadan kaldırmaktır.

Bu ayrım, progesteronun testosteronu düşürdüğünü gösteren çalışmaları değerlendirdiğimizde özellikle önem kazanır.

 

Progesteron Gerçekten Testosteronu Düşürebilir mi?

Erkeklerde progesteron tartışmalarında sık sık gündeme getirilen önemli bir insan çalışması vardır.

2003 yılında Brady ve arkadaşları progesteronun erkek hipotalamus-hipofiz-gonad ekseni üzerindeki etkisini araştırmıştır.

Progesteron uygulanması sonucunda:

  • LH azaldı,
  • FSH azaldı,
  • ardından testosteron düzeyleri düştü.

İlk bakışta bu bulgu, progesteronun testosteronu destekleyebileceği fikriyle çelişiyor gibi görünür.

Fakat burada kritik bir ayrım vardır:

Üreme eksenini baskılayacak kadar yüksek farmakolojik progesteron kullanmakla, kronik stres baskın metabolik ortamda göreceli bir progesteron yetersizliğini düzeltmeye çalışmak aynı şey değildir.

Söz konusu çalışma:

Brady BM, Anderson RA, Sjoeholm I, ve ark. “Progesterone receptor-mediated gonadotrophin suppression in the human male.” Clinical Endocrinology. 2003;58(4):506–512.

Bu çalışma, progesteronun belirli koşullarda LH ve testosteronu baskılayabildiğini gerçekten göstermektedir.

Bunu görmezden gelmemeliyiz.

Fakat çalışma, aslında ilgilendiğimiz sorunun tamamını yanıtlamamaktadır.

Çalışmanın gösterdiği şey şudur:

Hipofiz gonadotropinlerini baskılayacak kadar güçlü farmakolojik progesteron sinyali verildiğinde ne olur?

Fakat çalışma şunu göstermemiştir:

Kronik stres altında, metabolik olarak bozulmuş ve östrojen etkisinin baskın olduğu bir erkekte göreceli progesteron yetersizliğini düzeltmek fizyolojik olarak uygun testosteron düzeylerini mutlaka düşürür mü?

Bunlar iki farklı durumdur.

Stres Perspektifi Neden Önemli?

Şöyle bir erkek düşünün:

Aşırı antrenman yapıyor.

Yetersiz besleniyor.

Kötü uyuyor.

Kan şekeri dengesiz.

Kortizolü yüksek.

Tiroid fonksiyonu baskılanmış.

Östrojen artıyor.

Karaciğer hormonları verimli biçimde işleyemiyor.

Vücudu tehdit altında olduğunu düşündüğü için yağ asitlerini ve aminoasitleri sürekli mobilize ediyor.

Böyle bir kişinin testosteron ölçümü size hikâyenin tamamını anlatmayabilir.

Vücut stres sırasında bazı hormonları geçici olarak sürdürebilir çünkü bu hormonların da adaptif fonksiyonları vardır.

Ancak bu, hormonal ortamın sağlıklı veya sürdürülebilir olduğu anlamına gelmez.

Testosteron kas açısından anaboliktir.

Kortizol ise kas açısından kataboliktir.

Testosteronun kortizolle bazı düzeylerde doğrudan rekabet edebileceğine dair veriler vardır.

  • pregnenolon,
  • progesteron,
  • DHEA

gibi “gençlikle ilişkili” steroidler koruyucu ve anti-katabolik ortama katkıda bulunabilir ve aynı zamanda daha özelleşmiş hormonların öncülleridir.

Dolayısıyla progesteron aşırı stres sinyalini azaltıyorsa ortaya çıkan sonuç mutlaka:

“Daha az testosteron”

olmak zorunda değildir.

Sonuç şu olabilir:

Vücudun testosteronu ve diğer steroid hormonları stres adaptasyonunun bir parçası olarak kullanmaya daha az ihtiyaç duyması.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Stres, Östrojen ve Progesteron

Stres, östrojen ve progesteron arasındaki ilişki de daha fazla dikkati hak eder.

Özellikle uzun süreli stres protein kaybına neden olduğunda:

Stres muhtemelen yüksek östrojenin yaygın nedenlerinden biridir.

Ayrıca stres, karaciğerde östrojen sentezini artırabilir.

Burada bir kısır döngü ortaya çıkar:

Stres ↑
→ Kortizol ↑
→ Östrojen ↑
→ Enerji metabolizmasının verimliliği ↓
→ Stres hormonlarına bağımlılık ↑
→ Daha fazla stres

Ayrıca

  • östrojen,
  • prolaktin,
  • paratiroid hormonu

gibi hormonlar tiroid fonksiyonunu baskılayabilir, CO₂ üretimini azaltabilir ve vücudu kortizole daha bağımlı hâle getirebilir.

Aynı çerçevede progesteronun;

  • östrojene,
  • prolaktine,
  • kortizole

karşı koyduğu ileri sürülmektedir.

Bu nedenle progesteron yalnızca bir üreme hormonu değil, aynı zamanda bir metabolik stabilizatör olarak düşünülebilir.

 

Progesteron ve Testosteron Aynı Steroid Ağı İçindedir

Testosteron, progesteronun da içinde yer aldığı steroidogenez ağından üretilir.

Progesteron vücudun bir tarafında, testosteron ise tamamen başka bir sistemde bulunmaz.

Steroid sistemi birbirine bağlıdır.

Progesteron hem kendi başına aktif bir hormon hem de diğer steroid hormonlar için öncüldür.

Progesteronun steroid sentez yolunun erken basamaklarında bulunması nedeniyle bir “steroid öncülü işlevi” vardır.

Bu nedenle progesterona yalnızca “kadın hormonu” demek yanıltıcıdır.

Erkekler de progesteron üretir.

Erkek beyninde progesteron bulunur.

Erkekler progesteronu nöroaktif steroidlere dönüştürebilir.

Ve erkek fizyolojisi progesterona yanıt verir.

Özellikle düşük doz progesteron erkeklerde anti-testosteron etkisi göstermez ve uygun dozlarda progesteron progesteron yetersizliği bulunan bazı erkeklerde cinsel fonksiyonu iyileştirebilir

Bu açıklamada özellikle önemli olan kelime şudur: Doz.

Doz Her Şeyi Değiştirir

Yüksek dozlarda progesteron erkek üreme fizyolojisinin çeşitli yönlerini kesinlikle baskılayabilir.

Fakat bundan:

“Fizyolojik progesteron düzeyleri veya göreceli bir eksikliğin düzeltilmesi de aynı etkiyi yaratır.”

sonucu otomatik olarak çıkmaz.

Birçok hormonda aynı durum geçerlidir.

Soru sadece şununla sınırlı değildir:

Bir madde bir şeyi artırıyor mu, azaltıyor mu?

Asıl soru şudur:

Hangi dozda?
Hangi kişide?
Hangi metabolik koşullarda?
Hangi mekanizma üzerinden?

 

Progesteron Testosteronu Artırabilir mi?

İlginç şekilde, progesteronun testosteronu doğrudan artırabileceğini öne süren hayvan çalışmaları da vardır.

1980 yılında yayımlanan:

Kalra ve Kalra, “Progesterone stimulates testosterone secretion in male rats,” Neuroendocrinology. 1980;30(3):183–186

başlıklı çalışmada progesteron uygulanmasının erkek sıçanlarda testosteron salgısını artırdığı bildirilmiştir.

Bu bulgu progesteronun bazı deneysel koşullarda androjen üretimiyle pozitif etkileşime girebildiğini göstermesi açısından ilginçtir.

Ancak bundan:

“Progesteron takviyesi her erkekte testosteronu yükseltir.”

sonucunu çıkaramayız.

Yine de ilişkiyi basitçe:

“Progesteron anti-testosterondur.”

şeklinde tanımlamanın doğru olmadığını gösterir.

 

Progesteron Testosteronu Nasıl Dolaylı Olarak Destekleyebilir?

Bütün bu verilerden çıkarılabilecek en kullanışlı yorum şudur:

Progesteron, testosteronun üretildiği ve kullanıldığı hormonal ortamı değiştirerek testosteron fizyolojisini dolaylı biçimde destekleyebilir.

Eğer kortizol aşırı yüksekse progesteron stres yanıtına karşı koyabilir.

Eğer östrojen yüksekse progesteron östrojenik sinyale karşı koyabilir.

Eğer prolaktin yüksekse progesteron bazı prolaktin etkilerini dengelemeye yardımcı olabilir.

Eğer tiroid fonksiyonu bozulmuşsa tüm steroid üretim sistemi daha az verimli hâle gelebilir.

Ve organizma kronik stres altındaysa progesteron giderek daha fazla stresle ilişkili steroidlerin üretimine yönlendirilebilir.

Böylece progesteron/östrojen dengesi bozulabilir.

Bütün bunlar progesteronun sihirli bir testosteron yükseltici olduğu anlamına gelmez.

Şu anlama gelir:

Testosteron üretimi kısmen metabolik stabilitenin sonucudur.

Progesteronu ilginç kılan nokta da tam olarak budur.

 

Sadece Total Testosterona Bakmak Neden Yetersiz Olabilir?

Bir erkeğin total testosteronu “normal” çıkabilir ve buna rağmen şu şikâyetleri olabilir:

  • düşük enerji,
  • düşük libido,
  • kötü toparlanma,
  • uyku bozukluğu,
  • metabolik problemler.

Tek bir sayı hikâyenin tamamını anlatmaz.

Şunları da sormak gerekir:

Kortizol ne durumda?

Östrojen ne durumda?

Prolaktin ne durumda?

Tiroid fonksiyonu nasıl?

Kan şekeri nasıl?

Karaciğer fonksiyonu nasıl?

Uyku ve toparlanma nasıl?

Ve belki de en önemlisi:

Enerji üretimi ne durumda?

Çünkü  hormonlar nihayetinde hücrenin enerji durumunun içine gömülüdür.

Hücresel Enerji ve Stres Kimyası

Hücresel solunum güçlü olduğunda;

  • CO₂ üretimi yeterli,
  • glikoz oksidasyonu verimli,
  • mitokondriyal enerji üretimi güçlü

olduğunda organizmanın acil durum stres kimyasına daha az ihtiyacı olur.

Solunum bozulduğunda ise vücut telafi etmeye başlar.

Kortizol yükselir.

Yağ asitleri mobilize edilir.

Östrojen ve prolaktin daha sorunlu hâle gelebilir.

Tiroid fonksiyonu düşebilir.

Ve hormonal ortam giderek daha elverişsiz hâle gelir.

Progesteron bu tabloya, vücudun doğal koruyucu steroidlerinden biri olarak yerleşir.

Progesteron “adaptasyon sırasında stabilite sağlar.”

Erkeklerde progesterona “kadın hormonu” demekten çok daha yararlı bir bakış açısı budur.

Erkek Progesterona mı, Testosterona mı İhtiyaç Duyar?

Bu sorunun cevabı:

Her ikisine de.

Bir erkeğin progesteron yerine testosterona veya testosteron yerine progesterona ihtiyacı yoktur.

Asıl soru şudur:

Endokrin sistem, testosteronun normal anabolik ve üreme fonksiyonlarını stres sistemi tarafından bastırılmadan gerçekleştirebildiği bir durumda mı çalışıyor?

Bu nedenle progesteron uygulamasından sonra testosteronun düşmesini:

“Progesteron erkek testosteronu için zararlıdır.”

şeklinde yorumlamak konusunda dikkatli olmak gerekir.

Farmakolojik çalışmalarda progesteron LH ve testosteronu baskılayabilir.

Bu kanıtlanmıştır.

Fakat progesteron aşırı stres kaynaklı bir steroid modelini azaltıyorsa, testosterondaki düşüş teorik olarak sağlıklı androjen fonksiyonunun kaybından ziyade bozulmuş veya yüksek stresle sürdürülen bir hormonal durumun normalleşmesini temsil ediyor olabilir.

Ancak burada kritik bir nokta vardır:

Bu son ifade bir yorumdur.

İnsan çalışması bunu doğrudan göstermemiştir.

Çalışma yalnızca progesteronun gonadotropinleri ve testosteronu baskıladığını göstermiştir.

Araştırmacılar erkeklerin başlangıç testosteronunun “stres tarafından sürdürüldüğünü” göstermemiştir.

Kanıtlar konusunda dürüst olacaksak bu ayrımı yapmak gerekir.

Progesteronun Asıl Amacı Daha Fazla Testosteron Olmayabilir

Progesteron mutlaka daha fazla testosteron üretmekle ilgili değildir.

Asıl rolü, vücudun kısa vadeli adaptasyon uğruna uzun vadeli metabolik stabilitesini feda etmek zorunda kalmadığı fizyolojik koşulları desteklemek olabilir.

Bu nedenle;

  • tiroid fonksiyonunu desteklemek,
  • yeterli beslenmek,
  • yeterli karbonhidrat almak,
  • yeterli protein almak,
  • sindirimi düzeltmek,
  • karaciğer fonksiyonunu desteklemek,
  • iyi uyumak,
  • yeterli ışık almak,
  • toparlanmaya zaman ayırmak

yalnızca bir hormon eklemekten çok daha önemli olabilir.

Progesteron bu sistemin yalnızca bir parçasıdır.

Fakat doğru kişi için oldukça önemli bir parça olabilir.

Sonuç

Amaç mümkün olan en yüksek testosteron veya progesteron seviyesini kovalamak olmamalıdır.

Amaç:

fizyolojik dengeyi yeniden kurmak olmalıdır.

Erkek hormonal sağlığında progesteronu sadece “kadın hormonu” olarak görmek, steroid fizyolojisinin büyük bölümünü gözden kaçırmak anlamına gelir.

Progesteron;

  • steroidogenez,
  • stres adaptasyonu,
  • nörosteroid üretimi,
  • östrojen-kortizol-prolaktin dengesi,
  • metabolik stabilite

ile ilişkili bir hormondur.

Ancak doz ve bağlam belirleyicidir.

Yüksek farmakolojik dozlarda erkek üreme eksenini baskılayabilirken, fizyolojik düzeylerdeki rolü çok daha karmaşıktır.

Bu nedenle progesteronu değerlendirirken sorulması gereken soru:

“Progesteron testosteronu artırıyor mu?”

değil;

“Bu erkeğin tüm metabolik ve hormonal ortamı nasıl çalışıyor?”

olmalıdır.

Çünkü nihayetinde testosteron da progesteron da bağımsız moleküller değildir.

İkisi de aynı enerji, stres ve steroid metabolizması ağının parçalarıdır.

Comments are closed.