Para ve Testosteron

Gelir, Statü, Stres ve Erkek Hormonları Arasındaki Bağlantı

Para testosteron değildir.

Banka hesabınızdaki rakamlar testislerinize doğrudan gidip Leydig hücrelerine “daha fazla testosteron üret” emri vermez.

Ama para başka bir şey yapabilir:

Testosteron üretiminin gerçekleştiği biyolojik ortamı değiştirebilir.

Daha az finansal belirsizlik.

Daha fazla kontrol.

Daha kaliteli uyku.

Daha iyi beslenme.

Egzersiz yapabilecek zaman.

Daha az kronik stres.

Daha iyi sağlık hizmetlerine erişim.

Ve belki hepsinden önemlisi:

Hayatınız üzerinde daha fazla söz sahibi olduğunuz hissi.

İşte para ile testosteron arasındaki gerçek ilişki burada başlıyor.

Bu nedenle “zengin erkeklerin testosteronu yüksektir” gibi basit bir denklem kurmak bilimsel olarak doğru değildir. Gözlemsel çalışmalarda daha avantajlı sosyoekonomik konumdaki erkeklerde daha yüksek testosteron görülebilse de, büyük bir UK Biobank Mendelian randomizasyon çalışması testosteronun doğrudan daha yüksek gelir veya daha iyi sosyoekonomik konuma neden olduğuna dair güçlü kanıt bulamadı. Başka bir ifadeyle:

Yüksek testosteron sizi otomatik olarak zengin yapmaz; zengin olmak da otomatik olarak yüksek testosteron üretmez.

Fakat yaşadığınız ekonomik çevre, stres düzeyiniz, vücut kompozisyonunuz, uykunuz ve davranışlarınız üzerinden hormonal sisteminizi etkileyebilir.

Ve mesele tam olarak burada ilginçleşiyor.

 

Para Değil, Güvenlik Önemlidir

İnsan vücudu banka hesabındaki para birimini bilmez.

Doları tanımaz.

Euroyu tanımaz.

Türk lirasını tanımaz.

Fakat şunları çok iyi tanır:

Kaynak var mı?

Yarın güvende miyim?

Kontrol bende mi?

Tehdit geçici mi, kalıcı mı?

Modern insan için kira, kredi kartı borcu, işsizlik, beklenmeyen faturalar veya ay sonunu getirememe korkusu; atalarımızın yiyecek, barınak ve güvenlik sorunlarının modern versiyonlarıdır.

Bunun sonucu yalnızca “moral bozukluğu” değildir.

Finansal baskı fizyolojik bir stres yüküne dönüşebilir.

Finansal güçlük yaşayan kişilerde kortizol ritminin değişebildiğini gösteren insan çalışmaları vardır. Bununla birlikte sosyoekonomik durum ile kortizol arasındaki ilişki her çalışmada aynı değildir; yani “fakirlik = daima yüksek kortizol” gibi mekanik bir denklem kurmak da doğru değildir.

Asıl mesele kronik yükün kendisidir.

Bir erkek sürekli:

“Bu ay faturaları nasıl ödeyeceğim?”

“İşimi kaybedersem ne olacak?”

“Beklenmeyen bir masraf çıkarsa bittim.”

diye düşünüyorsa, zihinsel tehdit hiçbir zaman tamamen kapanmaz.

Ve insan organizması kısa süreli mücadeleye çok iyi adapte olmuştur; bitmeyen mücadeleye değil.

 

Kortizol ve Testosteron: Basit Bir Tahterevalli Değil

İnternette sık sık şöyle bir denklem görürsünüz:

Kortizol yükselir → testosteron düşer.

Gerçek fizyoloji bundan daha karmaşıktır.

Akut stres her zaman testosteronu düşürmez. İnsan çalışmalarının yakın tarihli sistematik değerlendirmeleri, kısa süreli stresin bazı koşullarda gonadal hormonları geçici olarak artırabileceğini bile gösteriyor. Buna karşılık uzun süren veya ağır stres, hipotalamus–hipofiz–gonad ekseninin işlevini baskılayabilen bir durumdur.

Bu ayrım çok önemlidir.

Bir erkeğin:

  • ağır bir antrenmana girmesi,
  • önemli bir toplantıya hazırlanması,
  • rekabete katılması,
  • sahneye çıkması,
  • bir maça hazırlanması

strestir.

Ama bu stres her zaman kötü değildir.

Hatta performans için gereklidir.

Sorun şudur:

Stresin ardından kapanma düğmesinin çalışmaması.

Bir saatlik mücadele başka şeydir.

Üç yıl boyunca borç korkusuyla uyumak başka şeydir.

Finansal Güvenliğin Hormonal Gücü

Daha fazla para kazanmanın testosteron açısından en büyük avantajı pahalı supplement satın alabilmek değildir.

Asıl avantaj şudur:

Seçenek satın alırsınız.

Sevmediğiniz bir işi bırakabilme seçeneği.

Daha iyi yemek satın alma seçeneği.

Daha sakin bir semtte yaşama seçeneği.

Doktora gitme seçeneği.

Daha az fazla mesai yapma seçeneği.

Tatilde telefonunuzu kapatma seçeneği.

İyi bir yatağa girip sekiz saat uyuma seçeneği.

Ve hormonal sistem açısından bu seçeneklerin bir kısmı hiç de önemsiz değildir.

Örneğin genç sağlıklı erkeklerde yapılan kontrollü bir çalışmada yalnızca bir haftalık uyku kısıtlamasının gündüz testosteron düzeylerini düşürdüğü gösterildi. Uyku ve erkek üreme ekseni arasındaki ilişki daha geniş literatürde de desteklenmektedir.

Dolayısıyla fazla para sihirli biçimde testosteron üretmez.

Ama size sürekli gece vardiyası yerine düzenli uyku imkânı veriyorsa?

İşte o zaman para hormonal çevrenizi dolaylı olarak değiştirebilir.

Para, Beslenme ve Enerji Güvenliği

Erkek üreme sistemi enerji durumuna karşı oldukça hassastır.

Vücut yeterli enerjinin bulunmadığını düşündüğünde üreme öncelik listesinin üst sırasında değildir.

Uzun süren ciddi enerji açığı genç erkeklerde hipogonadotropik hipogonadizmle ilişkilendirilmiştir; yani enerji yetersizliği bazı erkeklerde hipotalamus–hipofiz–testis eksenini baskılayabilir.

Bunun diğer ucunda ise obezite bulunur.

Fazla yağ dokusu da erkek hormonal ortamını bozabilir ve özellikle obez erkeklerde kilo kaybı hem total hem serbest testosterondaki artışlarla ilişkilendirilmiştir.

Bu nedenle testosteron açısından ideal ekonomik avantaj:

sınırsız kalori satın alabilmek değil, metabolik olarak doğru miktarda ve kaliteli besine düzenli erişebilmektir.

Yani para burada da hormonu doğrudan üretmez.

Fakat hormon üretimini destekleyen çevreyi satın alabilir.

 

Asıl İlginç Konu: Statü

Para konusundaki hikâyenin yalnızca yarısı finansal strestir.

Diğer yarısı:

STATÜDÜR.

İnsan testosteronu yalnızca seks veya kas kütlesiyle ilişkili bir hormon değildir.

Testosteron; rekabet, statü arayışı ve sosyal meydan okumalarla da ilişkilidir.

Burada bilimde uzun zamandır tartışılan bir kavram vardır:

Biyososyal Statü Modeli

Basitleştirirsek model şunu söyler:

Bir erkeğin sosyal çevrede yükselmesi, kazanması veya statü kazanması testosteron dinamiklerini etkileyebilir.

Kaybetmek ise bazı durumlarda ters yönde yanıt oluşturabilir.

Bu konuda onlarca çalışmayı bir araya getiren bir meta-analizde 60 etki büyüklüğü ve 2.500’den fazla katılımcı incelendi.

Sonuç?

Kazananlarda testosteron değişimi kaybedenlerden ortalama olarak daha yüksekti.

Etki devasa değildi ve çalışmalar arasında önemli farklılıklar vardı fakat özellikle gerçek dünya rekabetlerinde “winner effect” laboratuvar deneylerinden daha belirgindi.

Bu ayrıntı önemlidir.

Çünkü biyoloji Photoshop değildir.

Bir zafer kazandığınız anda testosteronunuz %300 yükselmez.

Fakat kazanmak organizmanın hormonal durumunu değiştirebilen gerçek bir biyolojik olaydır.

 

Kazanan Etkisi: Başarı Vücudu Değiştirir

1989 yılında üniversite tenis oyuncularında yapılan klasik bir araştırmada testosteron maç öncesinde yükseliyordu.

Daha ilginci maç sonrasında ortaya çıktı.

Kazanan oyuncuların testosteronları kaybedenlere kıyasla daha fazla yükselme eğilimindeydi.

Ve bu hormonal yanıt sonraki rekabete kadar taşınabiliyordu.

Yani başarı sadece psikolojik bir kavram değildir.

Beyninize ve endokrin sisteminize ulaşan biyolojik bir sinyaldir.

“Kazandım.”

Vücut bunu algılar.

Fakat burada bir hata yapmayın.

Bu bulgu:

“Her para kazandığınızda testosteronunuz kesin yükselir.”

anlamına gelmez.

Daha doğru ifade şudur:

Rekabet, başarı, statü ve kazanma deneyimleri testosteron dinamiklerini etkileyebilir.

Ve para kazanmak modern dünyada bunların en güçlü sembollerinden biri olabilir.

Wall Street Deneyi: Para Kazanırken Testosterona Ne Oluyor?

Bu konuda yapılmış en meşhur çalışmalardan biri 2008 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences‘ta yayımlandı.

Araştırmacılar John Coates ve Joe Herbert profesyonel erkek finans yatırımcılarını gerçek çalışma ortamlarında takip etti.

Amaçları basitti:

Para kazanmak, risk ve hormonlar arasında bir ilişki var mıydı?

Vardı.

Araştırmacılar, yatırımcıların sabah testosteron seviyelerinin o günkü kârlılıklarıyla ilişkili olduğunu buldu.

Ayrıca başarılı işlem günleri ile testosteron arasında ilişki görülürken, kortizol özellikle piyasanın belirsizliği ve volatilitesiyle yükseliyordu.

Bunun iki önemli anlamı var.

Birincisi:

Fizyoloji performansı etkileyebilir.

İkincisi:

Performans da fizyolojiyi etkileyebilir.

Yani tek yönlü bir yol yok.

Bir geri besleme döngüsü var.

Testosteron → rekabet davranışı → başarı → testosteron yanıtı → yeni davranış.

İşte “winner effect” fikrini ilginç yapan budur.

Fakat Kazanmak Her Zaman İyi Değildir

Burada çoğu testosteron içeriğinin söylemediği ilginç bir nokta var.

Daha fazla testosteron her zaman daha iyi karar anlamına gelmez.

Kazanan etkisi kontrolden çıktığında aşırı özgüven oluşabilir.

Bir yatırımcı birkaç kez büyük kazanç elde eder.

Risk alır.

Kazanır.

Daha fazla risk alır.

Tekrar kazanır.

Sonunda kendisini piyasadan daha zeki zannetmeye başlar.

Testosteron ve kortizolün finansal risk alma davranışlarıyla ilişkisini inceleyen deneysel ve saha çalışmaları bu hormonların karar verme davranışlarını değiştirebildiğini göstermektedir.

Başka bir ifadeyle:

Testosteron korkusuzluk verebilir.

Ama sınır aşılırsa korkusuzluk aptallığa dönüşebilir.

Gerçek güç yalnızca risk almak değildir.

Hangi riskin alınmaması gerektiğini bilmektir.

Yüksek Statü Neden Önemli Olabilir?

Bir organizma için statü yalnızca egoyla ilgili değildir.

Statü çoğu sosyal türde kaynaklara erişimi, rekabet gücünü ve sosyal konumu temsil eder.

İnsanlarda bu sistem çok daha karmaşık hale gelmiştir.

Bugün statü:

para olabilir,

kariyer olabilir,

fiziksel güç olabilir,

uzmanlık olabilir,

itibar olabilir,

bir işletme kurmak olabilir,

bir alanda diğer insanların size danışması olabilir.

Bu nedenle beyniniz açısından “kazanmak” yalnızca bir boks maçını kazanmak değildir.

Üç yıldır üzerinde çalıştığınız şirketin ilk büyük müşterisini bulmak da bir zaferdir.

Bir kitabı bitirmek de.

Bir araştırmayı yayımlamak da.

Yeni bir beceri öğrenmek de.

Kendi işinizi kurmak da.

Ve araştırmalar insanlarda rekabet sonucunun testosteron yanıtını değiştirebildiğini gösteriyor.

 

Para ile Testosteron Arasındaki Gizli Değişken: Kontrol

Burada bence bütün konunun en önemli kelimesine geliyoruz:

KONTROL

100.000 dolarınız olup her gün paniğe kapılabilirsiniz.

5.000 dolarınız olup hayatınızın kontrolünün sizde olduğunu hissedebilirsiniz.

Dolayısıyla hormonal açıdan yalnızca mutlak servet değil, servetin size sağladığı:

  • güvenlik,
  • öngörülebilirlik,
  • hareket alanı,
  • bağımsızlık

önemlidir.

Bu yüzden yüksek maaşlı ama nefret ettiği işte haftada 80 saat çalışan bir yöneticinin hormonal açıdan otomatik olarak mükemmel durumda olduğunu varsayamazsınız.

Para var.

Ama kontrol yok.

Uyku yok.

Egzersiz yok.

Zaman yok.

Psikolojik kapanış yok.

Bu adam zengin olabilir.

Ama organizması hâlâ kuşatma altında yaşayabilir.

 

Düşük Gelir Testosteron Ölüm Cezası Değildir

Şimdi en önemli noktaya gelelim.

Bu makaleyi okuyup:

“Ben zengin değilim. O zaman testosteronum düşük olmak zorunda.”

diye düşünüyorsanız konuyu tamamen yanlış anlamışsınız demektir.

Hayır.

Geliriniz kaderiniz değildir.

Üstelik sosyoekonomik konum ile testosteron arasındaki gözlemsel ilişkilerin nedenselliği oldukça belirsizdir. 306.248 kişinin yer aldığı UK Biobank analizinde genetik olarak tahmin edilen testosteronun gelir, eğitim, istihdam veya sosyoekonomik konum üzerinde anlamlı bir nedensel etkisi olduğuna dair güçlü kanıt bulunmadı.

Bu aslında iyi haber.

Çünkü hormonal çevrenizi iyileştirmek için milyoner olmanız gerekmiyor.

İlk hedefiniz:

Finansal kaosu azaltmak.

Kazandığınızdan az harcamak.

Tüketici borcunu kontrol etmek.

Acil durum rezervi oluşturmak.

Uyku sürenizi korumak.

Vücudunuzu sağlıklı tutmak.

Düzenli egzersiz yapmak.

Sürekli enerji açığında yaşamamak.

Ve hayatınızda kontrol edebildiğiniz alanların sayısını artırmak.

Bunların hiçbiri Lamborghini gerektirmiyor.

Tüketici Olmaktan Üretici Olmaya Geçmek

Burada para ile testosteron arasındaki psikolojik bağlantının belki de en önemli kısmına geliyoruz.

Modern ekonomi size sürekli şunu öğretir:

Tüket:

Yeni telefon.

Yeni saat.

Yeni araba.

Yeni ayakkabı.

Yeni televizyon.

Yeni dopamin vuruşu.

Ama üretmek farklıdır.

Tükettiğinizde para hesabınızdan çıkar.

Ürettiğinizde dünyaya değer eklersiniz.

Bir tüketici Amazon’dan ürün sipariş eder.

Bir üretici Amazon’da ürün satar.

Bir tüketici arabaya bakar.

Bir üretici arabayı restore eder.

Bir tüketici bütün gece YouTube’da “nasıl para kazanılır” videoları izler.

Bir üretici ertesi sabah bilgisayarı açıp ilk müşterisini arar.

Bir tüketici on farklı supplement satın alır.

Bir üretici antrenmanına gider.

Fark budur.

Mesele yalnızca para değildir.

Duygusudur.

“Hayatıma bir şeyler oluyor” durumundan:

“Hayatıma yön veriyorum.”

durumuna geçmektir.

 

Banka Hesabındaki En Değerli Şey Para Olmayabilir

Belki de finansal ilerlemenin hormonal açıdan en önemli kısmı paranın kendisi değildir.

Paranın temsil ettiği şeydir.

Güvenlik.

Kontrol.

Başarı.

Yetkinlik.

Bağımsızlık.

Bir erkek ay sonunda hesabında ilk kez ciddi miktarda para bıraktığında yalnızca bir rakam görmez.

Şunu görür:

“Ayakta kalabiliyorum.”

İlk işletmesini kurduğunda:

“Bir şey inşa edebiliyorum.”

İlk büyük müşterisini kazandığında:

“Rekabet edebiliyorum.”

Borçlarını kapattığında:

“Artık kaçmıyorum.”

Bu deneyimlerin hormonal etkilerinin büyüklüğünü kişiden kişiye önceden hesaplayamayız.

Ama rekabet, kazanma, stres ve testosteron arasındaki bağlantı bilimsel literatürde gerçek bir araştırma alanıdır.

Para ve Testosteron Arasındaki Gerçek Formül

Dolayısıyla denklem şu değildir:

PARA → TESTOSTERON

Daha doğru denklem şuna benzer:

Finansal güvenlik

Daha düşük kronik tehdit algısı

Daha fazla kontrol ve öngörülebilirlik

Daha iyi uyku + beslenme + egzersiz imkânı

Daha sağlıklı hormonal çevre

Buna bir de:

Rekabet

Başarı

Statü kazanımı

Winner Effect

eklenebilir.

Ve işte para ile testosteron arasındaki ilişki burada ortaya çıkar.

Dolaylıdır.

Çift yönlüdür.

Bağlama bağlıdır.

Ama tamamen hayal ürünü değildir.

Sonuç: Testosteron İçin Zengin Olmanız Gerekmiyor

Bu sistemden faydalanmak için bir sonraki Warren Buffett olmak zorunda değilsiniz.

Ama sürekli tüketen, sürekli borçlanan, sürekli şikâyet eden ve hiçbir şey üretmeyen bir hayat tarzının size güç kazandırmasını da beklemeyin.

Bir şey üretin.

Bir beceri öğrenin.

Borcunuzu azaltın.

Gelirinizi artırın.

Bir proje bitirin.

Vücudunuzu geliştirin.

İşinizde ustalaşın.

Bir şey satın almaktan aldığınız hazzın yerine bir şey başarmaktan aldığınız hazzı koyun.

Çünkü erkek organizmasının çok eski bir dili vardır:

Tehdit.

Rekabet.

Zafer.

Statü.

Kontrol.

Modern dünya yalnızca bunların sembollerini değiştirdi.

Bir zamanlar kaynak kazanmak av demekti.

Bugün müşteri kazanmak olabilir.

Bir zamanlar statü kabiledeki konumdu.

Bugün uzmanlık, kariyer, fiziksel kapasite veya ekonomik bağımsızlık olabilir.

Fakat temel mesaj değişmedi:

Erkek bedeni yalnızca ne yediğinizi ve kaç saat uyuduğunuzu algılamaz.

Hayat karşısında kazanıyor musunuz, sürekli tehdit altında mı hissediyorsunuz, bunu da algılar.

Ve bu yüzden finansal özgürlüğü yalnızca lüks satın alma meselesi olarak görmek büyük hata olur.

Gerçek finansal özgürlük:

Daha az korku.

Daha fazla seçenek.

Daha fazla kontrol.

Daha fazla üretme kapasitesi.

demektir.

Para testosteron değildir.

Ama doğru kullanıldığında,

Testosteronun gelişebileceği hayatı inşa etmek için son derece güçlü bir araçtır.

Comments are closed.